HÜKÜMET ÜLKEDE DENGEYİ SAĞLAMALI
Değerli okuyucularımız, sözlerime dua ve selamla başlıyorum.
Çünkü bazı hakikatler vardır ki ancak selametle dinlenir, ancak dua ile taşınır.
Bir ülke, yalnızca yazılı kanunlarla ayakta durmaz; adaletle nefes alır, merhametle yaşar, hikmetle yön bulur. Devlet dediğimiz yapı, kaba kuvvetle değil; hassas bir terazinin dengesiyle varlığını sürdürür. O terazi bozulduğunda, en güçlü görünen sütunlar bile sessizce çatlamaya başlar. İşte bu teraziyi ayakta tutmak, hükümetin omuzlarına yüklenmiş ağır ama mukaddes bir emanettir.
İslam düşüncesinde denge, hayatın özüdür. Aşırılık felakettir, ölçü ise rahmettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu sözü, yönetenler için açık bir pusuladır:
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.”
Bu hadis, makamların bir üstünlük değil, bir sorumluluk olduğunu haykırır. Yönetmek; hükmetmek değil, emanet bilinciyle gözetmektir. Halkını adaletle kuşatmayan bir yönetim, yalnızca siyasi bir hata değil, aynı zamanda derin bir vicdan yarasıdır.
Adalet, yönetimin ruhudur. Ruhunu kaybeden bir beden nasıl ayakta duramazsa, adaletten yoksun bir devlet de uzun süre varlığını sürdüremez. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Adaletli yöneticiler, kıyamet gününde Allah’ın gölgesinde olacaklardır.”
Bu söz, adaletin geçici bir tercih değil, ilahi bir ölçü olduğunu gösterir. Güç, adaletle birleştiğinde rahmete dönüşür; adaletten koptuğunda ise zulmün karanlığına saplanır.
Toplumda denge bozulduğunda önce güven sarsılır. Güven sarsıldığında umut susar. Ekonomide adalet yoksa sofralar küçülür; hukukta denge kaybolursa vicdanlar konuşamaz hâle gelir; yönetimde hikmet terk edilirse kaos, sessiz adımlarla kapıya dayanır. Bu yüzden hükümet, karar alırken sadece sesi çok çıkanları değil, sesi duyulmayanları da görmek zorundadır. Çünkü bir toplumun gerçek aynası, en zayıfına gösterdiği muameledir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu uyarısı ise yöneticiler için sarsıcı bir ikazdır:
“Bir topluluğun işini üstlenip de onlara adaletle davranmayan kimse cennetin kokusunu dahi alamaz.”
Bu ifade, makamın bir nimet değil; hesabı ağır bir emanet olduğunu açıkça hatırlatır.
Denge, bir yönetim tekniği değil; bir ahlak duruşudur. Adaletle tutulan bir terazi devleti ayakta tutar; zulümle eğilen bir terazi ise en kudretli iktidarları bile tarihin sessiz karanlığına gömer.
Unutulmamalıdır ki bir ülkeyi yıkan şey dış düşmanlar değil, içten bozulan dengelerdir. Ve bir devleti yaşatan, gücü değil; adaletidir.
Vesselam.
Nevzat Aksoy

0 Yorumlar