NEVZAT AKSOY
DEVLETİ AYAKTA TUTAN SESSİZ EMEK
Değerli okuyucularımız, herkese dua ve selamla yazıma başlıyorum.
Bürokrasi, çoğu zaman uzaktan bakıldığında soğuk duvarlardan ve ağır işleyen mekanizmalardan ibaret sanılır. Oysa bu duvarların ardında, sabahın erken saatlerinde görevine başlayan; masasının başında yalnızca bir evrakı değil, bir milletin umudunu taşıdığının farkında olan insanlar vardır. Onlar için imza, sıradan bir kalem hareketi değil; adaletin, düzenin ve kamu vicdanının sessiz bir teminatıdır.
Dışarıdan yapılan asılsız yargılar, bürokrasiyi bir atalete mahkûm etmeye çalışsa da gerçeğin sesi içeriden bambaşka bir tonda yükselir. Çünkü bu yapı, yalnızca kurallardan değil; sorumluluk bilinciyle yoğrulmuş insanlardan oluşur. Ülke ve millet adına bir taş daha koyabilme arzusu, birçok bürokratın görünmeyen motivasyonudur. Alkış beklemeden, takdir edilmeden; sadece doğru olanı yapmanın huzuruyla çalışırlar.
Bürokrasinin içinde olmak, devlet aklının nabzını tutmaktır. Zorluklara rağmen yılmamak, eleştirilere rağmen adaletten sapmamak demektir. Her dosyada bir hayat, her kararda bir gelecek olduğunu bilerek hareket etmek; bu anlayış, bürokrasiyi mekanik bir yapı olmaktan çıkarıp ahlaki bir sorumluluğa dönüştürür.
Bir siyasetçi ve aynı zamanda bir gazeteci-yazar olarak, yıllar boyunca bürokraside çalınmadık kapı, tokalaşılmadık el bırakmadım. Bu temaslar bana şunu açıkça gösterdi: Devlet dediğimiz yapı, kâğıt üzerinde değil; insan emeğiyle, fedakârlıkla ve sadakatle ayakta durur. Bürokrasiyle iç içe, samimi ve sürekli bir diyalog içinde olmak; devletin yükünü omuzlayan emektar insanların sessiz mücadelesine yakından tanıklık etmeyi sağlar.
Bu tanıklık, içimizi rahatlatan bir gerçeği de ortaya koyar. Devletimiz; işini bilen, sorumluluğunun farkında olan, liyakati rehber edinmiş insanlara emanettir. Bu emaneti taşıyanlar, makamın geçici; hizmetin ise kalıcı olduğunun bilinciyle hareket ederler. İşte bu yüzden, onların varlığı geleceğe dair kaygılarımızı azaltır, güvenimizi pekiştirir.
İşte bu tabloyu görmek, ülke ve millet adına gerçek bir sevinç kaynağıdır. Çünkü hâlâ işini hakkıyla yapan, kamu yararını kişisel çıkarların önünde tutan, devletine ve halkına hizmet etmeyi bir onur bilen insanlar vardır. Sessizce ama kararlılıkla çalışan bu kadrolar, güçlü bir devletin en sağlam temelidir.
Ve belki de en önemlisi şudur: Bürokrasi, sanıldığı gibi ruhsuz değildir. Aksine, içinde vatan sevgisi taşıyan insanların emeğiyle canlıdır. Bu emeği görmek, hissetmek ve anlatmak; yalnız bugünü değil, yarını da güvenle inşa etmemizi sağlar. Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca yasalar değil; o yasaları vicdanla, adaletle ve sorumlulukla uygulayan insanlardır. Devlet, işte bu insanlarla güçlüdür; bu yüzden gözümüz arkada kalmasın.
Vesselam
Nevzat AKSOY

0 Yorumlar